Elektronik Aletlerde Kaçak Olur Mu?

Elektronik ürünler şimdilerde hayatımızın vazgeçilmez haline gelmiş durumda. Bu vazgeçemediğimiz elektronik cihazlar hayatımızı kolaylaştırmakla kalmayıp hatta dostumuz arkadaşımız olmaya başlamaktadır. Hayatımıza bu denli girmekte olan elektronik cihazların belirli kullanım şartları bulunmaktadır. Elektrik enerjisi ile çalışan bu elektronik cihazlar kullanım şartlarına dikkat edilmediği takdirde ölümcül kazalara neden olabilmektedir. Bunların başında ise elektronik cihazlarda akım kaçakları yer almaktadır.

Elektronik Aletlerde Akım Kaçağı Nedir?

Elektrik enerjisi, elektronların (buna akım denmekte) iletken bir tel üzerinden bir uçtan bir uca iletilmesi ile oluşmaktadır. Şebeke elektriğinde ( Evlerde kullanılan elektrik enerjisi ) bu iletimi sağlayabilmek için 1 faz ve 1 nötr hat tanımlanmıştır. Faz, yüklü hat olarak bilinmektedir. Şebeke elektriği için bu yük etkin 220 V ( volt ) değeridir. Normal olarak çalışan bir elektronik cihaz şebeke elektriğini alır ve devrede dolaştırarak nötr hattına verir. Burada faz ile nötr arasındaki potansiyel farkı ( 220 V ) kullanmaktadır. Akım kaçağı durumunda ki bu istenmeyen bir durumdur faz hattı ile cihazın gövdesine, genelde elektrik enerjisini ileten metallere teması sonucu cihazın gövdesine akım kaçağı olmaktadır. Bu durumda kullanıcı cihazın gövdesine dokunduğunda elektrik çarpılması ile karşı karşıya kalabilmektedir.

Akım Kaçağından Korunmanın Yolları Nelerdir?

Akım kaçağından korunabilmek için cihazları çalışma koşulları dışında kullanmamak gerekmektedir. Örneğin bir X cihazını çalışma sıcaklığı -10 ile +50 derece arasında ise bu cihazı 50 derecenin üzerinde kullanıldığında gövdeye kaçak olmasını engelleyen malzemelerin ( vernik, boya, reçine vb.) bu sıcaklıklarda erimesi sonucu kaçak olması kaçınılmaz olacaktır. Başka bir faktör ise kalitesi tescillenmiş ürünleri tercih etmek diğer sıradan ürünlere göre bu riski daha aza indirecektir.

Refinansman Kredisi

Refinansman kredisi, daha önceden o günün şartlarına göre kullanılmış olan bir kredinin, daha sonra başka bir bankadan kredi kullanılarak kapatılması ve yeni kredi kullanılan bankaya borçlanılması anlamına gelir.

Refinansman Kredisi Kullanımı

Sürekli değişen piyasa koşullarında bankalar rekabet halinde oldukları için müşteri kazanabilmek amacıyla sürekli kampanya yapmak durumundadır. Ayrıca Merkez Bankası da faiz indirimine gidebilmekte ve kredi faizleri aşağıya çekilebilmektedir. Müşteriler de daha önceden yüksek oranlarla kullanmış oldukları kredileri daha düşük faiz oranı veren bankalara taşımak isteyebilmektedirler. Bu sebeple de tüketiciler bunu sağlayabilmek amacıyla diğer bankalardan refinansman kredisi kullanırlar.

Refinansman kredisi sadece mevcut kredinin daha düşük oranlı başka bir kredi ile değiştirilebilmesi değildir. Aynı zamanda tüketiciler daha önceden kullandıkları kredileri ödemekte de zorlanıyor olabilirler. Bu durumda kişiler mevcut kredilerini de yeniden yapılandırma kapsamına sokabilirler.

2016 Yılı Sonu ve 2017 Yılı Başındaki Yasal Düzenlemeler

Daha önceden altmış ay vadeli olarak kullanılabilen krediler 2014 yılında yürürlüğe giren bir kararla otuz altı aya çekilmişti. Ancak kredilerin otuz altı aya çekilmesi ile başlayan süreçte kullanılan kredi oranında düşüş olması ve ihtiyaç kredisi kullanacak kişilerin ödeme zorlukları yaşamaya başlamaları ile birlikte bu süre Ocak 2017 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren bir kararla tekrar artırılmış ve otuz altı ay olan kredi vade süresi kırk sekiz aya yükseltilmiştir. Kredi vadelerindeki bu değişiklikle birlikte finans kuruluşları refinansman kredilerine yeniden yoğunluk vermeye başlamış ve düzenledikleri kampanyalarla tüketicileri refinansman kredisi kullanmaya çekmeye çalışmışlardır.

Kasım 2016’dan itibaren de bankalar tüketicilerin banka sicillerini etkilemeyecek bir düzenlemeye giderek tüketicilerin mevcut tüm borçlarının yetmiş iki aya kadar yeniden yapılandırmalarına olanak sağlayan düzenlemeye gidilmiş ve tüketicilere refinansman kredisi sunmaya başlamışlardır.

Yıldız Sitemi Hakkında Bilgi Verin?

YILDIZ SİSTEMLERİ

Yıldız sitemi hakkında bilgi verin?

Yıldız sistemi sanılanın aksine az sayıda ve birbirinin etrafında dönen yıldızlardan oluşan sistemdir. Bu yıldızları bir sistem yapan kütle çekim kuvvetiyle birbirlerine bağlı olmalarıdır. İki grupta ele alınırlar: Çift yıldızlar, çoklu yıldızlar.

Çift yıldız sisteminde yalnızca iki yıldız bulunur. Ortak kütle merkezi etrafında tek yörüngede dolanırlar. Dünya ve uydusu Ay’a benzeselerdi yıldızlar bambaşka bor sistemdir. Dünya’dan bakıldığında yan yana sanılan birçok yıldız aslında birbirlerinden uzak olabilirler. Aynı doğrultuda olmaları aralarında bir etkileşim olduğu anlamına gelmeyebilir. Kısacası bunlara yalancı çiftler, diğer bir adıyla optik yıldız çiftleri denir. Bu ismi veren ve özellikle çift yıldız sistemlerini inceleyen bilimadamlari astrofizikçilerdir. Bir yıldızı kütlesi, sıcaklığı ve yarıçapını dikkate alarak incelerler. Böylece çift yıldız olup olmadıklarına dair bilgi edinirler. İlk keşfedilen çift yıldız Sirius’tur. Çoğunlukla çift yıldızlardan biri daha parlaktır. Buna birincil yıldız denir. Diğer çifti ise ikincil yıldızdır daha mattır. İkincil yıldız keşfedildikten sonra gökyüzünde eliptik bir hareket çizerek birincil yıldızın çevresinde döndüğünün farkına varılır. Bazı çift yıldızların ise parlaklığı birbirine çok yakın olduğu için çiftin öğeleri ya da sistemin bileşenleri olarak adlandırılmışlardır.

Çoklu yıldızlar ise iki yıldızdan daha fazladır. Yalnız sayıca 100 ile 1000 arasında yıldız içeren açık yıldız kümelerine karşın sayıları 3-6 arasında değişebilen sistemlerdir. Çoklu yıldızlar, çift yıldızlardan daha karmaşıktırlar. Genellikle farklı uzaklıklarda bulunup farklı kütlelere sahiptirler ve düzensizdirler. Tipik bir ikili yıldız sistemi ortak bir kütle etrafında, elips şeklinde yörüngeler çizer. Üçlü yıldız sistemi adeta sekize benzeyen bir yörünge çizer yalnız gökbilimciler henüz bu yapıya ait bir yıldız sistemi bulamamıştır.

Gökyüzü insana her zaman merak uyandıran bir kaynak sağlamıştır. Özellikle yıldızların parıltısı ihtişamlı olmakla beraber geceleri izlendiğinde bambaşka bir âlemde gibi hissettirir. Öyleyse gökyüzünü gözlemlerken gördüklerimiz çift yıldız mı çoklu yıldız mı incelemeliyiz.

Zeytinburnu Alışveriş Çadırı Nerede

İstanbul konusunda hiçbir fikrim yok. Ancak internetten yapmış olduğum araştırmada Zeytinburnu Alışveriş Çadırının Beylikdüzü isimli yerde olduğunu yazıyor. Her şeyin indirimli olarak bulunabildiği çadır merkezine Türkiye’nin her yerinden gelenler var. İstanbul yaklaşık 15 milyonluk bir şehir ise günlük geçiş yapan yaklaşık iki ya da üç milyon da insan varsa bunların pek çoğunun buralarda alışveriş yapabilme imkan ve potansiyeli var.

Haberlere pek çok internet sitesini konu olmuş. Google taramaları sırasında Çadır Turnesi isminde de bir Facebook sayfası açılıyor. Sitede yapmış olduğum incelemede, alışverişle ilgili başka türlü haberlerin de paylaşıldığını görüyorum. Muhtemelen esnafın birbirlerini bilgilendirmek, eğlendirmek ya da kendi aralarında haberleşmek amacıyla kurdukları bir sosyal paylaşım sitesi.

Alışveriş

Alışveriş pek çok kişi için aynı zamanda psikolojik bir terapi. Özellikle kadınlar, bu şekilde stres atıyorlar günlük hayatta. Mağaza mağaza dolaşmayan, özellikle eşlerini çileden çıkartmayan çok az kadın vardır diye düşünüyorum.

Giyim Kuşam

Alışverişi en fazla popüler kılanlar kadınlar olunca alışverişin en cazip konusu özellikle giyim kuşam oluyor. Esnafın en fazla para kazandığı satış eşyası olunca giyim kuşam pazar yerlerinin, alış veriş çadırlarının en önemli alım satım konusu.

Teknoloji

Teknolojide eski fırsatlar yok artık. Batılıların black friday dediği alışveriş çılgınlığı teknoloji dünyasını kurtarmaya yetmeyecek. Muhtemelen amazon.com’un Türkiye pazarına girmesiyle Türkiye’de pek büyük bir kesim alışverişini daha profesyonel olduğunu düşündükleri bu site üzerinden yapacak. İnternet üzerinden alışveriş Türkiye’de pazarın %3-5 arasını oluşturuyor. Türkiye dünyanın en büyük internet kullanıcılarından biri. Dünya sıralamasında 17. sıradayız. Ancak internet üzerinden alışveriş Türkiye’de o kadar yaygın değil. E-ticaretin bu kadar yaygın olmamasının nedenlerinden birisi de pazarların ve ucuzluk merkezlerinin bu kadar yaygın olması.

Zeytinburnu Alışveriş Çadırı

Outlet ürünlerin alınabileceği Zeytinburnu ucuzluk merkezi Zeytinburnu stadının yanında faaliyetine devam ediyor. Ulusal ve uluslararası pek çok markanın her keseye uygun fiyatlarla bulunabileceği pazar alışveriş çılgınlarını cezbetmeye devam ediyor. Yol tarifi konusunda internet siteleri var Zeytinburnu’na nasıl gidileceğini gösteren. Bunların arasında, Zeytinburnu Merter, Zeytinburnu Eminönü, Zeytinburnu Taksim, Zeytinburnu Mecidiyeköy otobüsleri dikkat çekiyor.

Eğitim Kurumları Kendi Aralarında Demokratik Midir?

Günümüz dünyasında, iletişim olanaklarının muazzam ölçüde ilerlemesi ve bilgi transferinin kolaylaşması ile artık insanlar için bilgi edinme ve eğitim görme; bir zamanlar olduğu gibi ulaşılamaz olmayı terk etmiş, aksine hayatımızda elzem, olmazsa olmaz, bir şeye dönüşmüştür. Eğitimin bu denli gerekli, bu denli zorunlu olduğu bir zamanda insanların aldıkları eğitimlerle de birbirleri içinde mücadele etmesi gerekmektedir.

 Eğitim almak neden bir rekabet?

Dünya genelinde ekonomilerin kapitalizmi büyük oranda benimsemesiyle beraber; günümüzde insanlar “tercih edildikleri” oranda iş bulabilmekte, gelir bulabilmekte ve statü sahibi olabilmektedirler. Bu durum da insanlar için bir rekabet ortamı oluşmasına sebep olur. Sınırlı iş olanaklarına ulaşabilmek için insanlar, kendilerini geliştirmeli ve kendini bir başka adayın bir adım önüne geçirecek yeteneklere ya da bilgi birikime sahip olmalıdır.

Eğitim kurumları bu sistemin kemik yapısını oluşturur. Temel eğitimlerimiz olan; ilköğretim, orta öğretim, lise eğitimine ek olarak lisans (üniversite) eğitimleri ve yüksek lisans eğitimleri başlıca günümüz eğitim kurumlarıdır.

 Eğitim kurumları kendi aralarında demokratik midir?

İlköğretim kurumlarından yüksek lisan eğitimlerine kadar, eğitimin her basamağında sayısız eğitim kuruluşu hizmet vermektedir. Eğitimin her basamağında kurumlar, devlet okulları ve özel okullar olarak ikiye ayrılır.

Devlet okulları, tüm vatandaşlara hizmet vermesi için devlet tarafından oluşturulmuş kamu kuruluşlarıdır. Devlet okullarında eğitim görmek için vatandaştan herhangi bir ücret talebinde bulunulmaz.

Özel okullar ise, bir şahsa, gruba ya da şirkete bağlı olarak çalışan bir kurumdur ve bu okullarda eğitim görmek ücretlidir.

Özel okullar devlet okullarına kıyasla daha az sayıda olduğundan ve daha az öğrenci kontenjanına sahip olduğundan birçok devlet okulundan daha kaliteli eğitim verdiği kabul görmüştür. Ancak taban puanı yüksek devlet okulları da başarı sıralamasında üst sıralardadır.

Sosyal Ağlardaki Sohbet Sistemleri Nasıldır?

”ANONİM”

Her iki tarafta siteye kayıt olur ve online bir şekilde sohbet etmeye başlar. Anonim olarak karşı tarafa yazmaya başlar ve bu durumun aslında gerçek hayatla hiç bir alakasının olmadığını bile bile sanal arkadaşlık kurma düşüncesi insana daha cazip gelir. Çünkü reddedilse bile karşı taraf onu bilmiyor ve görmüyordur. Peki, bu durum sizce iyi bir şey mi? Tanımadığı bir insana sırf profil resmini güzel bulduğu için yazan ”selam” kelimesini kullanıp iletişim haline girmeye çalışan bir insan kendini ne kadar iyi hissedebilir? Veya o sohbet ne kadar gerçek olabilir?

Unutmamalıyız ki hayata online katılmamız gerekirken sosyal ağlarda online takılıp, gerçek hayata offline kalıyoruz.

Kişi iyice içine kapanıyor, çevresindeki insanlarla iletişimini kısıtlıyor ve böylelikle özgüvenini hiçe sayıyor. Kendine güvenmiyor, dış görünüşünü saklıyor, gerçek hayatta var olduğunu unutuyor. Sohbet sistemlerine kendini giderek kaptırıyor, gerçek hayatına adapte olamıyor. Kim dışarıda tanımadığı bir insana durup dururken selam verebilir? Bu aslında normal bir şeydir ama bunu gerçek hayatta yapamazken, sosyal medyada yaptığında bu neden doğru oluyor?

 Peki, sosyal ağlardaki sohbet sistemleri nasıldır? Ne yapıyor?

Hayat devam ediyor, insanlar giderek sosyal ağ takıntılarının farkında olmadan o çukurun dibini boyluyor ve hayatlarının devam ettiklerini unutup sanal hayatta boy gösteriyor. İki kelimeyi bir araya getiremeyen bir insan klavye başında romanlar yazıyor, kendini hiç olmadığı biri gibi tanıtıyor, yalan söylediğini bile bile bunu yapıyor ve gün geçtikçe kendini kendi hayatını unutuyor gerçek hayatla sanal hayat arasındaki farkı ayırt edemiyor. Oysaki yapacağı mutlu olacağı kendini iyi hissedeceği, yaşadığını hissedeceği birçok güzellik varken kendini var olduğunu hissedebileceğini bildiği halde sanal arkadaşlık kurup gerçekte olmayan bir gerçeğe inanmayı doğru buluyor.

1 2 3 4 7