Eğitim Kurumları Kendi Aralarında Demokratik Midir?

Günümüz dünyasında, iletişim olanaklarının muazzam ölçüde ilerlemesi ve bilgi transferinin kolaylaşması ile artık insanlar için bilgi edinme ve eğitim görme; bir zamanlar olduğu gibi ulaşılamaz olmayı terk etmiş, aksine hayatımızda elzem, olmazsa olmaz, bir şeye dönüşmüştür. Eğitimin bu denli gerekli, bu denli zorunlu olduğu bir zamanda insanların aldıkları eğitimlerle de birbirleri içinde mücadele etmesi gerekmektedir.

 Eğitim almak neden bir rekabet?

Dünya genelinde ekonomilerin kapitalizmi büyük oranda benimsemesiyle beraber; günümüzde insanlar “tercih edildikleri” oranda iş bulabilmekte, gelir bulabilmekte ve statü sahibi olabilmektedirler. Bu durum da insanlar için bir rekabet ortamı oluşmasına sebep olur. Sınırlı iş olanaklarına ulaşabilmek için insanlar, kendilerini geliştirmeli ve kendini bir başka adayın bir adım önüne geçirecek yeteneklere ya da bilgi birikime sahip olmalıdır.

Eğitim kurumları bu sistemin kemik yapısını oluşturur. Temel eğitimlerimiz olan; ilköğretim, orta öğretim, lise eğitimine ek olarak lisans (üniversite) eğitimleri ve yüksek lisans eğitimleri başlıca günümüz eğitim kurumlarıdır.

 Eğitim kurumları kendi aralarında demokratik midir?

İlköğretim kurumlarından yüksek lisan eğitimlerine kadar, eğitimin her basamağında sayısız eğitim kuruluşu hizmet vermektedir. Eğitimin her basamağında kurumlar, devlet okulları ve özel okullar olarak ikiye ayrılır.

Devlet okulları, tüm vatandaşlara hizmet vermesi için devlet tarafından oluşturulmuş kamu kuruluşlarıdır. Devlet okullarında eğitim görmek için vatandaştan herhangi bir ücret talebinde bulunulmaz.

Özel okullar ise, bir şahsa, gruba ya da şirkete bağlı olarak çalışan bir kurumdur ve bu okullarda eğitim görmek ücretlidir.

Özel okullar devlet okullarına kıyasla daha az sayıda olduğundan ve daha az öğrenci kontenjanına sahip olduğundan birçok devlet okulundan daha kaliteli eğitim verdiği kabul görmüştür. Ancak taban puanı yüksek devlet okulları da başarı sıralamasında üst sıralardadır.